KASTAMONU İLÇELERİ


ABANA

Abana

KASTAMONU
İLÇELERİ
TARİHİ YAPITLAR
SİT ALANLARI
DOĞAL GÜZELLİKLERİ
YEMEKLERİ
FOTO GALERİ
FOLKLÖR

Tarihi : Bilinen tarihi M.Ö. 2000 yillarina kadar dayanmaktadir.
Tarihteki adi “Abanou Teikhes” (Abana Hisari)’dir. Kumsal ve
düz bir alan üzerine kurulmus güzel bir sahil ilçesidir.

1887 tarihli Nizamname ile Sinop ilinin Ayancik ilçesine bagli nahiye
olmus, 1889 yilinda Kastamonu İnebolu Ilçesine baglanmistir.
1949 da Ilçe olmus1953’te ise tekrar köy olmustur.1968 yilinda ise
tekrar İlçe yapilmistir.

2000 nüfus sayimina göre merkez nüfusu 3875, Köy nüfusu 755,
toplam 4630 dur. Ilçe merkezi 5 mahalle ve 10 köyden tesekkül
etmektedir. Sahil Ilçe kumsali olmasi nedeni ile yazlari nüfus
yogunlugu artmaktadir.

Ilçede her yil Abana Deniz Senlikleri ve Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir.

Otel, Tatil Köyü ve Ev Pansiyonculugu ile turizme hizmet vermektedir.
Ilçe ekonomisi turizme dayanmaktadir.

AĞLI

Ağlı
Eski dönemlere ait elde edilen bilgilerden, bir çok uygarlığın bu topraklar üzerinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Bölgede Bizanslar, Danişmentler, Çobanlar, ve Candaroğulları hüküm sürmüştür. Bu dönemlerden günümüze kadar gelen eser Ağlı Kalesidir. İlçe ormanlık bir bölgeye sahiptir. Karasal iklim hakimdir. 1918 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, 1990 yılında İlçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 4329 olup, İlçe merkezi 3226, Köyleri 1103’tür. İl merkezine uzaklığı 56 km dir.

ARAÇ

Araç
Mevcut bilgilere göre ilçenin ilk adinin “TIMANITIS” oldugu söylenmektedir. Bu günkü adini Candarogullari Beyligi döneminde almistir.

İl merkezine 44 km uzaklikta bulunan ilçe Kastamonu Karabük karayolu üzerindedir. Ilçe ekonomisi tarim ve ormanciliga dayanmaktadir.

Araç’in antik yerlesimi ve iskan konusunda ortaya çikarilmis eserler azdir. Ilçe Merkezinde Bizans döneminden kalan kale Türk Islam eserlerinden Abdal Pasa Türbesi ve Kötürüm Beyazit Camii bulunmaktadir. Yukari Güney Köyünde Merdiven Kaya Mezari ile Direkli Kaya Mezari bulunmaktadir. 2000 nüfus sayimina göre toplam nüfusu 24940, Ilçe Merkezi 6085, Köyleri 18855’tir.
İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlçe merkezinde her yıl Ağlı Panayırı düzenlenmektedir.

AZDAVAY

Azdavay
Azdavay İlçe Merkezinde yerleşimin ne zaman kurulduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Ancak PAPHLAGONİA lılar döneminde buranın yerleşim merkezi olarak seçildiği bilinmektedir. İlçenin Kayabaşı, Karakuşlu, Maksut, Sarnıç Köylerinin Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim merkezleri olduğu yapılan arkeolojik incelemeler ve bulunan eserler sonucu tespit edilmiştir.

İlçe dağlık, ormanlık bir arazi yapısına sahiptir. Karasal iklim hakimdir.

1946 yılında İlçe ve Belediye olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre merkez nüfusu 3745, köyleri 5544 toplam 9259 dur. İl merkezine uzaklığı 71 km dir. Bir takım gelenek ve görenekler ile mahalli kıyafetler günlük hayatta yaşanmaktadır. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

BOZKURT

Bozkurt
Belgelere dayanan bilgilere göre Kastamonu’ya Kütahya ve Denizli ile birlikte Malazgirt Savaşı’ndan sonra çeşitli Türk boyları iskân edilmiştir. Kastamonu’ya akın akın gelen boylar, en elverişli ve kestirme vadiler yoluyla Karadeniz’e kadar inmişlerdir. Kastamonu’yu sahile bağlayan en kestirme yol; daha sonraki yıllarda uzunca yıllar ticaret ve kervan yolu olarak kullanılan, Devrekani-Şenlikpazarı Şeyhoğlu-Bayramgazi üzerinden Karadeniz’e uzanmaktadır. Bölgeye ilk yerleşenler, bu vadi boyunca sahile doğru ilerlerken uygun buldukları yerlere yerleşerek köyler kurmuşlardır.

1997 yılı sayımına göre köyleri ile birlikte ilçenin toplam nüfusu 8743dür. Bu nüfusun 4270’i ilçe merkezinde, 4473’ü ise köylerde yaşamaktadır. Nüfusu 500’ün üzerinde bulunan 1 köyümüz vardır. Bu köy Yakaören’dir. İlçede Türkçeden başka dil kullanılmamakta, gayri müslim bulunmamaktadır. 2000 yılında yapılan, resmi olmayan sonuçlara göre merkez nüfusu 5.451,köy nüfusu 4.708 toplam nüfus 10.159’dir.

İlçede ulaşım karayolu ile yapılmakta, Kastamonu ya olan uzaklığı 98 km dir. Bozkurt- Kastamonu karayolu 1993 yılında asfaltlanmıştır. İlçenin İstanbul’a olan uzaklığı 588 km , Ankara ya olan uzaklığı ise 311 km’dir.
İlçenin tüm köyleri ile karayolu ulaşımı mevcuttur. Radyo ve televizyon yayınları rahat izlenebilmektedir.

32 köy ve 5 mahalleden oluşan ilçemizde, 1 adet çok programlı lise, 9 adet ilköğretim okulu,3 adet ana sınıfı (2 si merkezde ) bulunmakta eğitim ve öğretim bu okullarımızda yapılmaktadır. İlköğretim okullarında toplam 806 öğrenci, bunun 726 sı merkezde, toplam 67 öğretmen eğitim ve öğretim vermektedir. Çok programlı lisede 137 öğrenci ve 20 öğretmen bulunmaktadır. Bu yıl İlçe genelinde toplam 943 öğrenci öğrenim görmüştür. İlçede bir adet Halk Kütüphanesi mevcuttur.

Ceneviz Kalesi: İlçeye bağlı Yakaören Köyü sahil yolu üzerinde cenevizliler tarafından yapılan, denizden geçen gemileri gözetleme amacıyla kullanıldığı sanılan küçük ve tek burçlu bir kaledir. Kale harabe halindedir.
Fatih Çınarı: İlçeye bağlı Beldeğirmen Köyünde sahil kenarında bulunan Çınar ağacı, 500 yaşından fazladır. Fatih Çınarı adı verilerek Anıtlar yüksek kuruluna tescil ettirilmiş ve koruma altına alınmıştır. Çınar ağacının yakın yerinde dinlenme yerleri park ve konaklama yerleri lokanta ve kahvehane mevcuttur.
İlişi Plajı: İlçeye bağlı Yakaören Köyünde bulunan plaj, İlçenin turizm açısından önemli yerlerindendir. Plajda soyunma ve duş kabinleri mevcuttur.

CİDE

Cide
Anadolu’nun çoğu yöresinde olduğu gibi Cide’nin tarihi de insanlık tarihi kadar eskidir. Homeros yaklaşık 2800 yıl önce yazdığı İlyada’da Cide’den şöyle söz eder. Yüksek kültürlü Henetlerin yurdundan geçtik; Kiteros’tan Aycelos’tan.
Aycelos bugünkü Cide’dir. Kiteros’ta doğal bir liman olan ve günümüzde Gideros adıyla bilinen eski bir yerleşim merkezidir. Cide 1213 yılında Anadolu Selçukluların, 1460’da Fatih Sultan Mehmet’in Kastamonu’yu almasıyla da Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine geçmiştir. Cide, tarih boyunca ipek yolu üzerinde önemli bir liman olma özelliğini sürdürmüş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de “Karaağaç İskelesi” adıyla Rus çarlığından getirilen tuzun dağıtım merkezi ve imparatorluğa mal sevk edilen bir liman olarak önem kazanmıştır. Önceleri Kastamonu’ya bağlı bir kadılık iken 1868 yılında ilçe olmuştur.

Bartın -Sinop Karayolu üzerinde yer alan ve 103 km . uzunluğunda bir kıyı şeridi ile Karadeniz’e açılan Cide, Kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğanyurt, Güneyde Şenpazar ve Pınarbaşı, Batıda Bartın ilinin Ulus ve Kurucaşile ilçeleri ile çevrilidir.
İlçenin İl’e uzaklığı Şenpazar üzeri 131 km . Doğanyurt -İnebolu üzeri ise 180 km .dir.
İlçemiz genelde dağlık ve engebeli bir coğrafi yapıya sahiptir. İlçenin doğusunda İsfendiyar sıradağları uzanır. Yer yer sarp ve geçit vermeyen tepelere rastlamak mümkündür. Geçit vermeyen nehir ve çay yoktur. İlçe merkezinde rakım sıfır olup ortalama rakım ise 800-900 m arasıdır. İlçenin %70 i ormanlarla kaplıdır. Başlıca ağaç türleri: kayın, köknar, gürgen, meşe, çam ve kestanedir.
İlçedeki başlıca akarsuları: Kapısuyu, Devrekani, Aydos, Güble ve Fakaz çaylarıdır

2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçe merkezi 5.834 köyler 17.327 olmak üzere ilçe toplam nüfusu 23.161dir. Ekonomik nedenlerden dolayı uzun yıllardan beri ilçe genelinde yaşanan göç sonucu, ilçe nüfusu merkezde ve köylerde sürekli azalmaktadır. Bunu Mernis Projesi nüfus kayıtları çok açık göstermektedir. Mernis Projesine göre Cide nüfusuna kayıtlı insan 102.974 tür. Bu rakamlara göre nüfusun %77 si ilçe dışında yaşamaktadır. 1990-2000 genel nüfus sayımları arasında ilçe nüfusunda yaklaşık %2 oranında bir artış görülmüştür.
Köyler genelde ayrı yerleşim biriminden oluşmaktaysa da, ayrı mahalle olarak adlandırılan bu birimlerde yerleşim toplu ve düzenlidir.

Yerel kıyafetler ulusal ölçekte değerlendirildiğinde özellikle kadın kıyafetlerinde farklılıklar gözlenmektedir. Bu kadın kıyafetinde en belirgin nokta Rıfat ILGAZ’IN şiirlerine ve romanlarına da konu olan Sarı Yazma’dır. Kadınlar başörtüsü olarak kullandıkları sarı renkli bu yazma sembol haline gelmiştir. Fabrikasyon üretimin henüz gelişmediği dönemlerde Sarı Yazma Cide’nin Başköy adlı köyünde yaşayan Mehmet GENÇ tarafından doğal ahşap baskı kalıpları kullanılarak yapılmakta idi. Halen çok az da olsa aynı kişi tarafından üretim yapılmaktadır. Kıyafetin diğer bölümleri ise şöyledir; Uzun bol etekli elbise (göynek), Kırmızı paçalı şalvar (don) ve Belde kuşak şeklindedir.
Cide köylerinde Kahve değirmeni, Karabiber değirmeni, Çeyiz Sandığı, Tahta Kaşık, Sultan Kayığı Maketleri el sanatları dalında sayılabilecek önemli değerlerdir.
Sultan Kayıkları: 30 m . uzunluğunda ve 2,5 m . genişliğinde, tamamen aslına uygundur. En ince ayrıntılar dikkate alınarak ahşaptan yapılmıştır. Kullanılan ahşap ağırlıklı olarak meşe, çam ve kestane olup üzerlerindeki el işçiliği günümüzde sayısı azalmış olan ustalara aittir.
Ceviz Helvası: Yöresel olarak yapılan Ceviz Helvası şu an ilçemizde modern makinelerle üretilip tüketime sunulmaktadır.
Karadeniz’de en fazla sahili olan ilçemizde turizm faaliyetleri desteklenmeli, yöre turistik ilçe statüsüne alınmalı ve de turizm alanı ilan edilerek yöre turizme açılmalıdır. Cide İlçesi Coğrafi konumu itibariyle turizme çok elverişlidir. 11 km . kesintisiz plajı, Gideros, Aydos, Denizkonak, Uğurlu, Çayyaka, Akbayır ve İlyasbey sahillerinde denize girmeye çok elverişlidir.
Tamamı yeşil %70 i Ormanla kaplı olan ilçede tüm bölge piknik için çok uygundur.
Her yıl Temmuz ayında edebiyatımızın büyük ustalarından Şair ve yazar Rıfat ILGAZ anısına düzenlenmekte olan Rıfat ILGAZ Kültür ve Sanat Festivali ilçemizin turizmi ve tanıtımı açısından önemli bir faktör olup, daha fazla sivil toplum örgütü ve kamu kurum ve kuruluşunun katkısıyla, bu festivale katılımın artması sağlanmalıdır.

İlçemiz Turizm açısından hak ettiğini almış değildir. Gerek Ulaşımın gerekse de tanıtımın sorunlarının aşılamamasından gerekli tanıtım yapılamamıştır. Deniz ve dağ turizminin iç içe olduğu bir yerleşim yeridir. Güble ile Akbayır köyleri arasında bulunan Çoban Kalesi Romalılar zamanında yapılmış, Osmanlılar zamanında tamir edilmiştir. Timle Kalesi Bizans dönemine aittir. Gazallı Kalesi Köseli köyünde bir burun üzerine kurulmuş olup, Bizans dönemine aittir. Okçu kalesi, Cide’nin batısında Okçular köyünde bulunmaktadır. Batıdan doğuya doğru uzanan doğal bir kayanın üzerine kurulmuştur. Kalenin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Gideros Koyu, Ilgarini Mağarası, Valla Kalyonu gibi doğa harikalarına sahip, 11 km . sahil şeridi ve mavi ve yeşillin dost olduğu bu yerleşim yerinin vizyonunda deniz ve dağ turizmi ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır.

ÇATALZEYTİN

 

Çatalzeytin

Çatalzeytin bölgesinin tarihi ilk çağ Anadolusunda Paflagonya denilen bölge tarihi içinde M.Ö 6. Y. Yıla dayanmaktadır. Paflagonya tarihinde ilçe merkezinin 5 km batısında bu günkü Konaklı Köyünün bulunduğu alanda Ginolu ve Limanı küçük bir kıyı kenti olarak görülmektedir. M.Ö. 340 yıllarında yaşayan Yunanlı yazar SKYLAKS buranın adının KORİNOS olarak belirtmiştir. Diğer tarihçi yazar STRABON ise KONOLİS adıyla belirtmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde de iskan gördüğü kalıntı ve bulgulardan anlaşılmaktadır.

Dağlık ve ormanlık bir arazi yapısına sahiptir, sahilde ılıman, iç kesimlerde karasal iklim hakimdir. 1925 te bucak konumunda olan Çatalzeytin, 1954 yılında İlçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre merkez 3452, Köyleri 5060 olmak üzere 8512 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 98 km dir

DADAY

Daday
Daday İlçesi Batı Karadeniz Bölgesinde Kastamonu İline bağlı İl Merkezine 35 Km . mesafede olan bir ilçedir. İlçe Tarihi ev ve konakları, Atlı Turizmi, etli ekmeği, Ballıdağ Göğüs Hastalıkları Hastanesi, ormanlık yapısı ve yazın serin kışın soğuk geçen iklimi ile tanınır.

Daday’ın bilinen tarihi M.Ö. 5000 yılına kadar gitmektedir. Bu nedenle çevre, tarih öncesi ve tarih sonrası hakimiyet kuran uygarlıkların izlerini taşımaktadır.

Miladi 1869 yılında yayınlanan Kastamonu Salnamesine göre Kastamonu Sancağının ilçesi olduğu bilinen yörenin Osmanlı Hakimiyetine geçişi Fatih Sultan Mehmet (1460) zamanına rastlar. Fatih Sultan Mehmet 1460 yılında, 1292’den beri süre gelen Candaroğulları hakimiyetine son vererek Osmanlı topraklarına katmıştır. 460 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalan yöre istilaya maruz kalmadığı gibi herhangi bir harbe de sahne olmamıştır.

Daday’ın merkezi ve çevresindeki Sorkun, Küten, Honsalar, Siyahlar ve Çayırlı köyleri Roma ve Bizans çağından daha önceleri meskûn yerlerdir. Arkeolog ve tarihçiler Daday’ın bir yerleşim yeri olarak seçilmesinin Kastamonu ile aynı anda birbirine çok yakın zamanlarda olduğu görüşündedirler. Verimli toprakları, işlenebilir kayalıkları, bol ormanları, gür su kaynakları ve çayları göz önünde bulundurulduğunda, bu görüşe hak vermemek ve başka türlü düşünebilmek de mümkün değildir.

Fatih Sultan Mehmet 1460 yılında Candaroğulları Beyliğine son vererek Kastamonu ve çevresini Osmanlı Devletine bağlı bir sancak haline getirmiştir. Daday, Osmanlı Döneminde Candaroğulları çağındaki önemini bir hayli yitirmiştir. Daday, 1284 Hicri yılına kadar Kastamonu’ya bağlı bir kadılık halinde idare edilmiş, bu tarihten sonra ilçe olmuştur. Bir ara Sorkun ve Azdavay kadılıklarına da ayrılan Daday’a bir ara Eflani’nin de kadılık olarak bağlı olduğuna bazı kayıtlarda rastlanmaktadır.

Daday Batı Karadeniz Bölgesinde yer alıp Doğusunda Kastamonu, Kuzey Doğusunda Küre, Batısında Zonguldak, Eflani İlçesi, Kuzeyinde Azdavay, Güneyinde Araç İlçesi ile çevrilidir. İlçenin yüz ölçümü 973 km2 dir.

Daday’da Kuzey Anadolu iklimi hakimdir. İsfendiyar Dağları Karadeniz ile irtibatını kestiğinden Daday deniz iklimi tesiri altında değildir. Ilgaz dağı da İç Anadolu ile ilçe arasında bir engel oluşturduğundan tam anlamıyla bir kara iklimi de hakim sayılmaz. İki iklim arası gidip gelmeler bazı yıllar istikrarsız mevsimler yaşanmasına sebep olur. Fakat kar genellikle çok yağar, kış uzun sürer.

İlçe, bitki örtüsü bakımından çok zengindir. Batı, Kuzey ve Güney kesimlerinde ormanlık alanlar ve yükseklerde yaylalar vardır. Ormanlık sahaların etek kısımlarında yapraklı ve maki türleri, yükseklere doğru yapraklı ve ibreli türler, en yükseklerde ise ibreli ağaçlar hakimdir. Köknar, Meşe, Kayın, Çam, ekseriyeti teşkil eder. Söğüt, Kavak, Ceviz gibi sanayide kullanılan ağaçların yanısıra Elma, Armut, Ahlat, Erik, Ayva, Fındık ve diğer türler de çoktur. Orman olarak 9630 hektar baltalık, 4781 hektar korulu baltalık, 3 hektar bozuk koru baltalık, 14.844 hektar bozuk orman, 8122 hektar açık saha vardır. Açık saha ile birlikte toplam orman sahası 210.770 hektardır. Tarıma elverişlidir. En yüksek tepeleri, Ballıdağ, Bakır Tepe, Sarıçam, Keklik Tepesi ile çevrili coğrafi yapısı son derece dağınık bir yapıya sahiptir.

İlçemize bağlı 60 köy ile Belediye sınırları içersinde 4 mahalle mevcut olup, bunlara ait 80 adet aile kütüğü vardır.

22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus Sayımına göre İlçe merkezi nüfusu toplamı 4.625 köyler toplamı 6.556 olmak üzere ilçenin toplam nüfusu 11.181′ dir. Buna göre nüfusun köylere göre, Çeşitli Mesleklere, Eğitim durumlarına ve cinsiye göre dağılımı şöyledir.

Tabii güzellik yönünden ender bir yapıya sahip olan ilçede sessiz ve sade bir hayat görülmektedir. Nüfus yoğunluğunu arttıran fabrika, yüksekokul, askeriye gibi birimler bulunmamaktadırİlçe halkı gelenek ve göreneklerine bağlı olup, misafirperverdir. Milli bayramlarda bütün halkın ilgisi ve katılımı yüksek seviyededir. Dini bayram ve günlerde ise dini vecibeler, örf adetler yerine getirilmektedir

DEVREKANİ

Devrekani
Eski bir yerleşim merkezi olan Devrekani höyük ve harabeleri, çeşme ve camileri ile arkeolojik yönden zengindir. 1990 yılında Kırık Köyünde bulunan ve 1994 – 1997 yılları arasında yapılan arkeolojik kazılar sonrası çıkan buluntu ve kalıntılar sonucu M.Ö. 3000 yılına kadar gitmekte olup, üzerinde Hitit devrine ( M.Ö. 1330 – 1200 ) Frig devrine (M.Ö. 1200 – 700 ) ait yerleşim olduğu anlaşılmaktadır.

Kastamonu İsfendiyaroğulları ve Candaroğullarının merkezi iken bilhassa Candaroğlu İsmail Bey yaz aylarını Devrekani de geçirmiştir. Bu dönemlerde geçici konaklama yeri olarak görüldüğü için “Devlet Hanı” olarak isimlendirildiği, zamanla Devrekani olarak isimlendirildiği rivayet edilmektedir.

Kurtuluş savaşı başlarken Devrekani de Müftüoğlu Mehmet Bey önderliğinde Devrekani Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti Kurulmuş. 23 – 31 Ağustos 1925 Kastamonu Ziyaretlerinde Atatürk 28 Ağustosta İlçeyi ziyaret etmiş, Bozkocatepe – Kurukavak Köyünde ormanlık bir alanda Müftüoğlu Mehmet Bey’in çiftliğinde misafir edilmiştir.

İlçe Kastamonu’nun kuzeyinde İsfendiyar Dağlarının güneyinde bir ova görünümündedir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. 1880 yılında Belediye, 1944 yılında İlçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre 6843 merkez, 9680 köyleri olmak üzere toplam 16523 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 29 km dir.

DOĞANYURT

Doğanyurt
İlçemizin kuruluş tarihi kesin olarak belirli olmamakla beraber M.Ö.4 .yy’da Portuslar tarafından kurulduğu,sanılmaktadır.Pontuslar zamanında GEREAS adı ile anılan Doganyur’un ilk yerleşim alanı; bugün sadece temelleri kalan kaledir. Zamanla yerleşim alanı bugünkü Meset mahallesi ve CUMAYANI semtlerinde oluşmuştur.
1846 yılında HOŞALAY adı ile Bucak kurarak Kastamonu’ya bağlanmıştır. Aynı yıl denizden gelebilecek korsanlara karşı karakol oluşturulmuştur. 1990 yılında bucuk teşkilatlarının kaldırılmasıyla bir süre köy statüsüne dönmüştür.
9 mayıs 1990 tarihinde çıkarılan yasa ile ilçe olmuş,1. Eylül 1990 tarihinde ilçe olarak faaliyete geçmiştir. İlçe Batı Karadeniz Bölgesinde sahil kesiminde kurulmuş olup arazı dağlık ve engebelidir
Ormanlık ve dağlık bir bölge olması sebebiyle bir çok derelerin oluştunrduğu,Meset çayı İlçe Merkezinden geçerek Karadenizle birleşmektedir. İlçe merkezinde rakım 5 metredir. Sıcaklık kışın -5 santigırat derece yazın ise 30 santigirat derecedir.

İlçemize bağlı 25 köy 45 mahalle bulunmaktadır.2000 Yılı nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 9.668’dır. İlçe merkezinde 1470 köylerde 8.198 kişi yaşamaktadır. 1990 sayımına göre İlçe nüfusu 11.327 kişidir. Bu sonuca göre 10 yılda nüfus % 16 azalmaya uğramıştır.
İlçenin yüz ölçümü 211 kilometrekare olup, kilometrekare başına düşen kişi sayısı 46’dır. Arazi yetersizliği,işsizlik köylerde yaşam koşullarının zorlugu gibi Sosyal ve ekonomik nedenlerden dolayı bazı illere yoğun şekilde göç olmaktadır. Yaz aylarında ise nüfus çoğalmaktadır.

İlçe merkezindeki Balıkçı Barınağı içinde deniz kenarındaki Meset kalesinin kalıntıları ve izleri görülebilmektedir. Kale aynı zamanda antik döneminde ibadet yeri vazifesini de görmüştür.
İlçemize bağlı köylerde eski yerleşim birimlerinden olup, kalıntılarından fazla bir şey kalmamıştır.
İlçemiz sahilde yer alması nedeni ile Turizm için tabii güzellikler ile doludur. Yeşille mavinin iç içe yaşandığı, orman ile denizin yan yana birleştiği eşsiz doğa manzarası bulunmaktadır. Yeterince konaklama tesisi ihtiyacı giderildiğinde turizme açılmaması için sebep bulunmamaktadır. Doğal güzelliklerin bozulmadan tabii halde kaldığı ender yerlerden bulunmaktadır. Hafta sonları için ailelerin rahatlıkla gelip piknik yapabilecekleri çay bahçeleri ve mesire alanları bulunmasına rağmen Kastamonu ve çevre ilçelerde çok fazla bilinmemektedir. Doğanyurt’un yeterince tanıtılamaması nedeni ile diğer sahil ilçelerimizle aynı özellikleri taşımasına rağmen çok fazla bilinmemektedir.
İlçemizin yeterince tanındıktan sonra Kastamonu’nun hatta Karadeniz bölgesinin en önemli turistik bölgelerinden biri olacağı ve turizmde hak ettiği yeri alacağı inancındayız. Tüm halkımızı Doğanyurt’un bu güzelliklerini görmeye davet ediyoruz.

HANÖNÜ

Hanönü
İlçenin yerleşimi Kızılırmak’ın bir kolu olan Gökırmak vadisi üzerinde kurulmuştur. “Hanönü” ismi İlçe merkezinde bulunan tarihi handan gelmektedir. İlçe oluncaya kadar “Gökçeağaç” ismi ile anılmıştır. 1990 yılına İlçe olmuştur. Çevresi yüksek tepelerle çevrili olup, Gökırmak kenarında küçük ovaları mevcuttur. Karasal iklim hakimdir.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çeltik üretimi yapılmaktadır. Kastamonu’nun en önemli yatırlarından, türbesi şehir merkezinde bulunan Şeyh Şaban’ı Veli İlçenin Çındar Köyünde M.1471 yılında doğmuştur. İlçede mayıs ayı ilk haftasında

“Şeyh Şaban”ı Veli Anma Haftası Ekim ayının ilk haftası Panayır düzenlenmektedir.

2000 nüfus sayımına göre merkez 2536, Köyleri 3106 olmak üzere toplam 5642 dir. İl merkezine uzaklığı 69 km dir.

İHSANGAZİ

İhsangazi
İlçenin ilk yerleşim tarihi bilinmemektedir. Eski ismi “Mergüze” dir. Ilgaz Dağının kuzey eteklerinde kurulmuştur. Karasal iklim hakimdir. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Son yıllarda İlçede tekstil üzerine ilçede atölyeler kurulmuştur.

İlçenin İsalar Mahallesinde bulunan Haraçoğlu Camii ve Türbesi tarihi ziyaret yeridir. Günümüzden yaklaşık 800 yıl kadar önce İran “Horasan” dan gelen Türklerden Hoca Saadettin Efendi tarafından Nakşibendi dergahı olarak kurulan türbede, ilk şeyh olan Hoca Saadettin Efendi tarikattan ulemalar ve sülaleden yakınları bulunmaktadır.

1987 yılında İlçe statüsüne girmiştir. 2000 nüfus sayımına göre merkez 3124, köyleri 3919 olmak üzere toplam nüfusu 7043 tür, il Merkezine uzaklığı 37 km dir.

İNEBOLU

İnebolu
İlk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çeşitli milletler tarafından kıyı kolonisi olarak eski adı “Poyranah” şimdiki adı “Boyranaltı” mahallesinde kurulduğu mevcut kale kalıntılarından anlaşılmaktadır.

İlçenin ilk adı “IONOPOLIS” tir. Selçuklu devrindeki bu günkü ismini almıştır. Bazı bilgilerde M.Ö. 1200 yıllarında Gaskalar tarafından kurulduğu söylenmektedir. Kurtuluş savaşı sırasında silah, cephane, ve diğer malzemeler Anadolu’ya İnebolu üzerinden sevk edilmiştir. 9 Haziran 1921’de Yunan Savaşı sırasında limana gelerek silah ve cephanelerin teslim edilmesini istemişler teslim edilmemesi üzerine İnebolu’yu bombalamışlardır.

Bu olayı İnebolu kendisini savunmuş 9 Haziran Şeref ve Kahramanlık Günü olarak her yıl kutlama yapılmaktadır. Bu savunma nedeni ile 4 Nisan 1924 tarihinde T.B.M.M. kararı ile “Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası” ile ödüllendirilmiştir.

Şapka Kıyafet İnkılabı nedeni ile Kastamonu’ya geldiğinde Atatürk İlçeyi de ziyaret etmiştir. ( 25 Ağustos 1925 ) İnebolu sahil ilçesi olması nedeni ile Karadeniz iklimi hakimdir. Arazisi denizden itibaren ormanlarla kaplıdır. Dağlar arasındaki vadilerde azda olsa tarım yapılmaktadır. Bunun yanında balıkçılıkla uğraşanların sayısı hayli fazladır. 1 temmuz günü “Denizcilik ve Kabotaj Bayramı” kutlamaları yapılmaktadır. İlçe merkezi kentsel sit alanıdır. 347 tescilli yapı bulunmaktadır.

Abeş Tepesi ve Geriş Tepesi Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillidir. İnebolu’nun ne zaman ilçe olduğu hakkında çelişkili bilgiler bulunmakla beraber 1867 veya 1873 tarihlerine ilçe olduğu söylenmektedir. 2000 nüfus sayımına göre İlçe merkezi 9478, köyler 17302 olmak üzere toplam 26780 dir. İl merkezine uzaklığı 97 km dir.

KÜRE

Küre
Küre’nin tarihi ilk çağın derinliklerine kadar uzanmaktadır. çeşitlli devirlere ait buluntular Küre’de Gotlar, Etiler, Dorlar, Paflagonyalılar Kimmerler, Lidyalılar, İranlılar, Kapadokyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Danişmendliler, Çobanlılar, Pervaneliler, Candaroğulları gibi çeşitli kavimlerin İlçemizde medeniyet kurduklarını göstermektedir.

Küre en canlı ve mamur devrini tarihte l300 ile1500 yılları arasında yaşamıştır. Bu devirlerde ilçedeki bakır madeninin faal bir şekilde işletildiği, bu arada ilçeye kültür yönünden birçok eser yaptırıldığı bu gün o devirlere ait gerek ayakta kalabilen gerekse yıkıntıları bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Bunların başında camiler, Medreseler ve Hamamlar gelmektedir.

Küre Kastamonu sınırları içerisinde İç Anadolu’yu Karadeniz kıyı şeridine bağlayan yol güzergâhında, 41 derece 42 dakika kuzey enlem 33 derece 42 dakika doğu boylam daireleri arasındadır. İlçe mülki arazisi dağlık ve sarp bir yapıya sahiptir. İlçe merkezi Kastamonu’ya 63 km, İnebolu’ya 30 km, Ankara’ya 300 km, İstanbul’a 465 km karayolu ile bağlıdır. Deniz seviyesinden 960 metre yüksekliktedir.

PINARBAŞI

Pınarbaşı
Pınarbaşı ve çevresinde tarih öncesinden itibaren bir çok kavim ve milletler yaşamıştır. Kaynak ve buluntular, Roma, Bizans ve Çobanlar hakimiyetlerini göstermektedir. Çobanların hakimiyeti 1460 yılında Osmanlı İmparatorluğuna katılarak İmparatorluk sınırları içinde kalmıştır. Eski adı “Erkamle” olan bu günkü Çam Kışla Köyü, Çatalca Köyü Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim merkezi olmuştur.

İlçe merkezinde ve köylerinde örf ve adetler hala yaşamakta ve yaşatılmaktadır. Günlük yaşantılarda ve iş hayatında mahalli kıyafetler hala kullanılmaktadır. Ilıca köyünde bulunan Roma Dönemi “Ayazma” da ılık su hala mevcuttur. Aynı köyde Devrekani Çayı üzerinde şelale görülmeye değer yerlerdir. İlçenin Sümenler Köyü sınırları içinde Sorkun yaylası yakınında bulunan dağlık alanda Ilgarini Mağarası turizm için önemli bir potansiyel arz etmektedir.

Pınarbaşı 1988 yılında İlçe olmuştur 2000 yılı nüfus sayımına göre 2835 merkez, 3619 köyleri olmak üzeri toplam 6452 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 92 km dir.

SEYDİLER

Seydiler
İlçenin tarihi bilinmemekle, İlçe Merkezinde bulunan “Seyid Zülfikar Camii’nin” minaresinin M.1112 yılında yapıldığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet döneminden önce Seydiler’in yerleşim yeri olarak “İpekyolu” üzerinde olması dolayısı ile İlçedeki tarihi camiinin yanında kervansaray, dev hanı, hamam, mevcut olduğu bilinmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında karayolu taşımacılığının ilerlemesi, İnebolu deniz taşımacılığının azalması ile Kastamonu İpek Yolunun önemini yitirmesinden sonra hanlar, hamamlarda tahribe ve yıkıma maruz kalmıştır.

Kurtuluş Savaşında 1921 de İlçenin Satı Köyünden Şerife Bacı cephane yüklü arabası ile şubat ayında Kastamonu girişinde donarak şehit olmuştur. Bu olaydan dolayı Şehit Şerife Bacı Kurtuluş Savaşında Türk Kadınını sembolize ederek simgeleşmiştir.

Halime Çavuş (Karabıyık) da cephane ile Sakarya Cephesine kadar gitmiş İnebolu’nun bombalanmasında ayağından yaralanmış, Atatürk tarafından kabul edilmiş başka bir simgedir. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Karasal iklim hakimdir. 1991 yılında ilçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre merkezde 3225, köylerde 2012 olmak üzere toplam 5237 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 31 km dir.

ŞENPAZAR

Şenpazar
Şenpazar’ın hangi tarihten beri yerleşime açık olduğu bilinmemektedir. Halk arasındaki rivayetlerde, çevrede bulunan yapı ve mezarlık kalıntılarına göre Bizans Dönemine kadar uzandığı sanılmaktadır.

İlçe ekonomisi azda olsa tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Harmangeriş Köyünde şimşir ağacından çatal, kaşık gibi el sanatları yapılmaktadır. Doğa güzellikleri görülmeye değer yerlerdir. Eski kültür ve gelenekler, kıyafetler özel günlerde olduğu gibi günlük yaşantıda da devam etmektedir.

İlçede karasal iklim hakimdir. 1988 yılında ilçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre 2678 merkezde, 3814 köylerde olmak üzere toplam 4692 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 100 km dir.

TAŞKÖPRÜ

Taşköprü
Anadolu Roma İmparatorluğu tarafından istila edildikten sonra, askeri ve mülki olarak teşkilatlanmış Anadolu’yu 18 Ayrı bölgeye ayırmıştır. Bu 18 “Fem” den biride “Paphlagonia”dır Paplagonya çevresinde yapılan araştırmalarda “Paleolotik” devirlere kadar inilmiştir. Bölge M.Ö. 73 – 72 yıllarında Roma İmparatorluğunun eline geçmiştir.

Paflagonya bölgesini Roma idaresi altında teşkilatlanmasını sağlamak için atanan Pompeus M.Ö. 64 yılında bu günkü Taşköprü İlçesinin kuzeyinde buluna yeni şehri inşaa etmiştir. İsmine izafeten şehre “Pompeipolis” adı verilmiş; Eyalet merkezi yapılmıştır. M. 1213 yılında Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat’ın Umereasından Hüsamettin Çoban’ın Kastamonu ve çevresini zaptetmesi ile Şehir Türk hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı döneminde gelişimini sürdürmüş ve kadılık olarak idare edilmiştir. Adını aldığı Gökırmak üzerinde kurulu “Taşköprü” M. 1366 yılında Celaleddin Beyazıt ( Kötürüm Beyazıt ) adına yaptırılmıştır

Pompeipolis’te yapılan kazılar sonucu çıkarılan eserler Kastamonu Müzesine getirilmiştir müzede teşhir edilmektedir. İlçe ekonomisi Gökırmak Vadisi çevresinde ova oluşması nedeni ile ağırlıkla tarıma dayanmaktadır. En çok sarımsak, pancar, kendir ve hububat ekimi yapılmaktadır. Ürünleri Kastamonu Şeker Fabrikasında ve Taşköprü SEKA’da işlenmektedir.

Taşköprü 1868 yılında ilçe olmuştur 2000 yılı nüfus sayımına göre merkez 16946, köyleri 27267 olmak üzere toplam 44213 nüfusa sahiptir. İl merkezine uzaklığı 42 km dir.

TOSYA

Tosya

İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, tarih sürecinde bir çok millet ve kavmin yaşamasına sahne olmuştur. İlçenin Bizans döneminden önceki adı “Zooka” dır. Bizans dönemindeki adının “Daceia” olduğu bilinmektedir. İlçe halkının Orta Asya dan göç ederek bu bölgeye yerleşen Turanlılar olduğu tespit edilmiştir. Kurtuluş Savaşında İnebolu’dan Anadolu’ya cephane taşımasında Tosya halkı da büyük katkıda bulunmuştur.

İlçe ekonomisi Devrez Çayı çevresinde yoğun olmak üzere tarıma dayalıdır. Daha çok Çeltik (pirinç) ve diğer hububat üretimi yanında bağcılık yaygındır. Kiremit , Tuğla ve mobilya sanayii de ilçede önemli yer tutmaktadır.

Tosya 1935 yılında ilçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre 27849 merkez, 19097 köyleri olmak üzere toplam 46946 nüfusa sahiptir.
İl merkezine uzaklığı 77 km dir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s